DOLAR 7,9566
EURO 9,3945
ALTIN 487,478
BIST 1198,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kırşehir 26°C
Az Bulutlu

80 Yıl Önce Bugün Kurulmuş Köy Enstitüleri (17 Nisan 1940)

Mümtaz Boyacıoğlu
Mümtaz BOYACIOĞLU: Emekli öğretmen, Şair, Yazar ve Araştırmacı. Bu zamana kadar çok sayıda gazete ve dergide makaleleri yayınlandı. Kaman tarihi, kültürü ve yaşantısı üzerine çok fazla kaynak ve bilgiye sahip. Ülkemizdeki ilk Abdallar Derneği Kurucu Başkanı ve ilk defa Abdallar Festivalinin organize eden kişi. Yayınlanmış 4 adet kitabı mevcuttur.
15.04.2020
187
A+
A-

Köy Enstitüleri, 80 yıl önce 1940 yılında kurulmuş, 1954 yılında siyasi nedenlerle kapatılmış.

Köy Enstitüleri, 80 yıl önce 1940 yılında kurulmuş, 1954 yılında siyasi nedenlerle kapatılmış.

1924-1938 yılları arasında 13 kişi Milli Eğitim Bakanlığında bulunmuş. 1935 yılına gelindiğinde, ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 80’i köyde yaşıyor. 40 Bin köyün 35 Bininde okul yoktur. İlköğretim çağındaki köy çocuklarının büyük çoğunluğu okuldan ve öğretmenden yoksundur. Şehir ve kasabalarda ilköğretim olanakları daha iyidir.

Mustafa Kemal, eğitimdeki bu acı tabloyu değiştirmek için bir takım arayışlar içindedir. 13 Haziran 1935 yılında Saffet Arıkan’ı tüm donanımlarla Milli Eğitim Bakanlığına getirir.

Saffet Arıkan göreve başladığı günden itibaren Nafi Atuf Kansu, Cevat Dursunoğlu ve Hakkı Behiç’in önerileri ve başarıları ile tanınan İsmail Hakkı Tonguç’u 3 Ağustos 1935’de İlköğretim Genel Müdürlüğüne vekâleten getirir. 03.08.1935 den, 21.09.1946 tarihine kadar 11 yıl, 1 ay, 18 gün görevde kalan Tonguç, köyü ve köylüyü çok iyi tanıyan bir eğitimcidir.

Tonguç daha göreve başladığı günden itibaren çalışmaya başlar. İçinde bulunduğu durumun tüm çarpıklığını açıklayan raporunu bakana sunar: “1935 sayımına göre Türkiye’nin nüfusu 16 Milyon 157 bindir. Öğrenim çağındaki çocuk sayısı 1 Milyon 800 bindir. Ancak 678 Bini okula kayıtlı görülmektedir. Bunların 308 Bini 5 sınıflı şehir, 370 Bini ise 3 sınıflı köy okullarında okumaktadır. 1 Milyon 608 köy çocuğundan yaklaşık 1 Milyon 100 Bini okula gidememektedir.”

Bu ve benzeri tablolar ara ara Tonguç’un hızını kesmektedir. Tonguç ile Bakan defalarca görüşür. Bakan, Tonguç’u yüreklendiren şu sözleri söyler; “Bozkıra çıkarma yapacağız. Karşımıza çıkacak her engeli kıracağız. Türkiye’nin kalesi olan Orta Anadolu insanı en başta gelmek koşuluyla ülke için iş göreceğiz. Yönetim ve sorumluluğunu üstlendiğimiz işlerde hiçbir güçten geri durmayacağız. Senden bunu bekliyorum.” 

Tonguç kolları sıvar, gece gündüz çalışmaya devam eder. İlk olarak Cumhuriyetin kuruluş yıllarında hazırlanmış raporlardan başta John Dewey’in raporlarını inceler. İki ay süreyle Bulgaristan, Macaristan, Yugoslavya, Avusturya ve Almanya köylerinde incelemeler yapar. İncelemelerle ilgili raporu Bakanlığa sunar. Ayrıca 5 Ağustos – 21 Eylül 1935 tarihleri arasında İlköğretim ve Öğretim Komisyonunun 35 sayfalık çok geniş araştırılmış raporu da sunulur. Raporun bir bölümünde, “Köylerde çalışacak öğretmenlerin köyden ya da köye daha yakın ortamlardan alınması gereklidir.”  Türkiye için 26 bin 850 öğretmene gereksinim olduğu, bunun ancak 14 bin kadarının var olduğu, daha 15 bin öğretmen yetiştirmeye gerek olduğunu, 5 derslikli en az 3 bin okulun yapılmasının da gerektiği vurgulanmaktadır.”

Tonguç’un önerisi, “Sorunu salt bir köy okulu uğraşısı olarak almayarak, köyü canlandırma sorunu olarak kurumlaştırmayı ve bunu belli yıllarda gerçekleştirmeyi sağlayacak planları yasalaştırmak koşuluyla köyde eğitimi sağlam dayanaklar üzerine oturtmak bizim için bir yaşam sorunudur.” Bir taraftan da Gazi Eğitim Enstitüsü öğretmenlerinden yararlanacağı kişilerin isimlerini notları arasına yazar.

KÖY EĞİTMEN KURSLARI İLE İLK ADIM

Köye eğitimin götürülmesi konusunu, Bakan Saffet Arıkan 1935’li yıllarda Atatürk ile yaptığı ikili görüşmede şöyle dile getirmiş: “Efendim, Bakanlık olarak paramız olmasına karşın, eğitim-öğretim konusunda köye yarayışlı eleman bulmakta, bu işi çözümlemekte zorluk çekiyoruz.” 

Bir gün böylesi bir sorunla karşılaşacağını sanki hesaplamış gibi yanıtını hemen verir Gazi Paşa; “Üzülme Saffet, bunun da elbet bir çözümü bulunur. Cumhuriyet sonrası köylerden askere gelip orada yüzlerce erin içinden yeteneği ile sıyrılıp okuma yazmayı sökmüş çavuşlardan bu alanda yararlanabiliriz. Biz onbaşılara, çavuşlara top kullanmasını bile öğrettik orduda. Pisagor teoremini öğretiyoruz, adam atış yapıyor ona dayanarak. Bu gençleri kısa süreli eğitimden geçirince daha da iyileşirler. Bunlara Eğitmen diyebiliriz.” 

Kendine verilen görevi yapmak için Tonguç, köyleri gezip görmeye, çavuş eğitmen önerisini araştırmaya başlar. Bakanla birlikte Ankara’nın bir köyüne girerken çocukların çöple bir şeyler yazdıklarını görürler. Yanlarına yaklaşırlar ve çocuklarla sohbet ederler; “Köyümüzdeki bir çavuş askerlikte okuma yazma öğrenmiş. Şimdi o bize okuma yazma öğretiyor,” derler.

Bu tanıklıkta Mustafa Kemal’in önerisini kanıtlandığını görürler. Gezi Ankara’nın dışına taşar. Kayseri, Yozgat ve Çorum köylerinde yaptığı olumlu geziler ve çeşitli anılar eğitmen uygulaması kararına güç katmıştır. Bu uygulama ile askerliğini onbaşı ve çavuş olarak yapmış kişiler arasından seçilen eğitmen adayları ilk önceleri tepki ile karşılanır.

Tonguç; “Köyden seçilen kişiler eğitilerek tekrar köylere gönderilip önder olması fikrimce kuvvetli. Biz yapmacık münevverlerle köylerimize gidemeyiz. Perişan bitkin köyü kuvvetlendirmeliyiz.” 

Çavuşları Eğitmen olarak yetiştirilebilecek gerekli hazırlıklar tamamlanır. Eğitmenli köy okulları, üç yıllık köy okulları olacak, ara sınıflara öğrenci alınmayacak. Üç yılı bitirene diploma verilecek. Komisyon hızlı çalışır. Alfabe, Hesap Kitabı, Yurt ve Yaşam Bilgisi, Türkçe ve Okuma Kitabı, 1, 2 ve 3’üncü yıl olarak ve Eğitmen Kılavuz Kitapları hazırlanır.

Nihayet 6 Temmuz 1936 yılında, Ankara köylerinden 84, Tunceli köylerinden 15 aday ile Eskişehir Çifteler deneme Eğitmen kursu başlar. 1936 yılında köylerine dağıtılır. Okullarda çok başarılı olurlar. Eğitmen kursu 24 Haziran 1937’de yasallaşır. 1936-1940 yılları arasına 22 yerde Eğitmen kursları açılır. 1944 yılına kadar 8 bin 800 Eğitmen yetişir.

KÖY ENSTİTÜLERİ DÖNEMİ

28 Aralık 1938’de Saffet Arıkan Milli Eğitim Bakanlığından ayrılır. 28 Aralık 1938’de Hasan Ali Yücel, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından Milli Eğitim Bakanlığına atanır. İ.Hakkı Tonguç’un istifasını kabul etmeyen Yücel; “Birlikte çalışarak pek çok engelleri aşacağız.” diyerek güç verir.

Tekrar göreve devam eden Tonguç, başladığı işi başarabilmek için kaldığı yerden çalışmalarına hız verir. Anadolu’nun pek çok el değmemiş köylerini karış karış gezen Tonguç, köyü ve köylüyü çok iyi tanır. Uykularını kaçıran, gece gündüz plan, program yapıp, yalnız köy çocuklarına okuma yazmayı değil, köyü canlandırma yollarını da araştırır.

1940 yılına girerken çalışmalar iki konuda yoğunlaşır. Köy Enstitüleri adı verilecek Köy Öğretmen Okullarının hızla çoğaltılması, gerekli yasaların çıkartılması. 1936’dan beri yapılan denemeler, uygulamalar, bunlardan alınan sonuçlar ile Tonguç’un bütün bilgi birikimlerini, raporları, araştırma ve incelemeleri, Hasan Ali Yücel ile paylaşılır. Bütün bu çalışmalar yeni oluşacak oluşumlara olanak sağar.

Tam bu sıralarda 2. Dünya Savaşının etkileri, ekonomik sıkıntı, endüstrinin olmaması, ithalat, pahalılık, karaborsanın yaygınlaşması, birçok öğretmenin askere çağrılması eğitim çalışmalarına zorluk getirir. 31.01.1940’da Tonguç İlköğretim Genel Müdürlüğüne asil olarak atanır. Bu zamana kadar 3 Köy Öğretmen Okulu açılır. Çalışmalarında ve gezilerinde o bakımsız ve kimsesiz köyleri gördükçe, Michelet’in dediği; “Ya halka, ya da yaratıcı aydına bağlanacaksın.” 

Tonguç’da; “Bizim için halkın kaynağı da, yaratıcı aydının kaynağı da köydedir, köylerdedir. Köy ortamından alınan köylü çocukları köy ortamını aratmayacak okullarda okutulacak ve köyde kendilerine gerekli tüm bilgi ve beceriler verilecek. İlkokulu bitirmiş köylü çocukları 5 yıl eğitildikten sonra aldığı tüm bilgi ve beceri ile tekrar kendi köyüne veya yakın bir köye tayin edilecek. İşte bu amaçla kurulan okulların adı Köy Enstitüleri’dir,” saptamasını yapar.

Tonguç, Köy Enstitülerine yer tespiti amacı ile bir heyetle Isparta’da Gönen, Antalya’da Aksu, Malatya’da Akçadağ’da yerler tespit edilir. Diğer okul yerleri de tespit edildikten sonra atanacak okul müdürleri de belirlenir. Gerekli bilgi ve açıklamalar sonrası okul müdürleri okullarına giderler.

Uzun çalışmalar sonrası, İnönü’nün de desteği alındıktan sonra Köy Enstitüsü yasa tasarısı 19.03.1940’da Başbakanlıktan TBMM’ne gönderilir. 17 Nisan 1940 yılında ivedi olarak görüşülmek üzere Meclis Genel Kurul gündemine alınır. Uzun tartışmalar, eleştiriler sonrası son oylama yapılır. Yasa, oy kullanan 278 milletvekilinin oybirliği ile kabul edilir. Tarih 17 Nisan 1940 Çarşamba günü saat 18.55 de kabul edilen 3803 sayılı kanun için, Yücel ve Tonguç, Meclisten sevinçle ayrılırlar.

1942/1943 öğretim yılında bazı eksikleri gidermek amacı ile Ankara Hasanoğlan Köy Enstitüsü bünyesinde üç yıl süreli Yüksek Köy Enstitüsü açılır. 1942’de ilk kez İzmir Kızılçullu ve Eskişehir Çifteler Köy Enstitüsü mezunu, 100’ü aşkın kız ve erkek ilkokul öğretmen adayları Yüksek Köy Enstitüsüne kayıt edilirler. Diğer yıllarda Köy Enstitülerinin en başarılı öğrencilerinden, öğretmen kurullarının her enstitünün son sınıf öğrenci sayısına oranlı olarak verilen kontenjana göre gösterdikleri adaylar arasından sınavla seçilerek alınır.

Yüksek Köy Enstitüsünü ilk bitirenler, Köy Enstitülerine öğretmen, Kesim Denetmeni (Köy Enstitüsü bölgesinin müfettişi), Gezici Başöğretmen, Bölge Okulu Müdürü olarak atanmaya başlanır. Birkaç öğrenci de Asistan olarak bırakılır. Yüksek Köy Enstitüsü ilk mezunlarını 1945 yılında verir.

1946 genel seçimler sonrası, muhalif kanadın baskıları sonrası, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, H. Ali Yücel’i Milli Eğitim Bakanlığına getirmez. 7 yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Ali Yücel’in yerine, 5 Ağustos 1946’da karşı taraftan Şemsettin Sirer’i Milli Eğitim Bakanlığına getirir.

H.Ali Yücel, İ.Hakkı Tonguç ve Rauf İnan görevlerinden alındıktan sonra, yeni bakan Şemsettin Sirer 22 ay görevde kalır. Bu süre içinde Köy Enstitüleri tırpanlanmaya başlanır. Eğitim-öğretim işlevinde değişiklikler yapılır. Çeşitli suçlamalarla birçok öğrenci kovulur.

27 Kasım 1947’de Yüksek Köy Enstitüsü bakanlık yazısı ile kapatılır. 

Kapatılan Yüksek Köy Enstitüsü 1942–1947 yılları arasında 213 mezun verir. Yüksek kısmın öğrencileri, gördükleri bir-iki yıllık öğrenim yok sayılarak, başta eğitim enstitüleri olmak üzere öğretmen yetiştiren diğer Yüksek Öğretim kurumlarının hazırlık ya da birinci sınıflarına aktarılır.

1944’de Köy Enstitüleri sayısı 20’ye çıkmıştır. Planlamaya göre hedef dengeli dağılımla 24’dür. Fakat siyasal dengenin olumsuz gelişmesi ile mümkün olamamıştır. Zamanın Milli Eğitim Bakanının, “bizde kurarız,” düşüncesi ile Van Erciş’te bir Köy Enstitüsü açarlar, sayı 21’e çıkar.

Köy Enstitülerinin Sağlık Kolu’nda iki üç yılı birlikte okuyan erkek öğrenciler arasından seçilir. 1951 yılına kadar varlığını sürdüren bu kollardan 1599 sağlık memuru yetiştirilmiştir. Açılması Sağlık Bakanlığına bırakılıp öğrencisini Köy Enstitülerinin aktaracağı Ebelik Bölümleri açılamamıştır.

1942-1947 yılları arasında 213 Yüksek Köy Enstitüsü mezunu,

1951-52 öğretim yılı sonunu kadar Bin 398 bayan İlkokul Öğretmeni,

1951-52 öğretim yılı sonuna kadar 15 Bin 943 erkek İlkokul Öğretmeni,

1951 yılına kadar Bin 599 Sağlıkçı,

1936-1948 yılları arasında ise 8 Bin 675 Eğitmen olmak üzere toplamda 27 Bin 615 Öğretmen, Eğitmen ve Sağlıkçı  yetiştirilir.

1937-1946 yılları arasında, 20 Enstitüde 723 bina yapılır. Belli merkezlerde 100 km yol açılır. Öğrenci ve eğitici emeğiyle 8-10 km ye varan uzaklıktan su getirilip dekarlarca bağlar, bahçeler kurulur.

Sonuç olarak, 17 Nisan 1940 yılında kurulan Köy Enstitüleri her ne kadar 1954 yılında resmen kapansa da, 1946’dan itibaren işlevi yavaşlatılıp azaltılan, taraflı ve farklı uygulamalarla kademeli olarak 1954 yılına kadar devam eder.  

Ve 1954 yılında Köy Enstitüleri kapatılır.

Açıldığı günden kapatıldığı güne kadar, hatta günümüze kadar, Eğitim ile kalkınmamızın temeli olan Köy Enstitüleri, hiçbir gün gündemden düşmedi. Düşmez de. Bu okullar hakkında yazılan makalelerin ve kitapların sayısı sayılamayacak çoğunlukta. Evet, 17 Nisan 1940 yılında kurulan Köy Enstitülerimizin bu yıl 80. yılını kutlayacağız.

Köy Enstitülerinin kuruluşundan bu günlere kadar emeği geçen herkesi kutluyorum. Aramızdan ayrılan Eğitim Emekçilerini de rahmetle anıyorum. Işıklar içinde ruhları aydınlık olsun.

https://www.kamanakhaber.com/wp-content/uploads/2020/06/REKLAM-ALANI.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.