Reklamı kapat
Reklam
Reklamı kapat
Kaman Ak Haber Gazetesi

Buyurun Beraber Utanalım

Adam, ağır adımlarla çıktı Kaman Hükümet Konağı’nın merdivenlerini. Polis noktasından geçerek girdi içeri. Duvarda asılı tabelalara göz gezdirdi. Hangisine gitmeliydi? Sonunda “İlçe Müftülüğü” tabelasında karar kıldı. Asansörü meşgul etmeye çekindi ve son bi gayret merdivenlere seğirtti. Buldu, aşağıdaki tabelada hangi katta olduğunu öğrendiği daireyi. Uzattı başını. “Ben” dedi çekinerek, “Müftü Bey ile görüşebilir miyim?”. Aldılar […]

17 Ocak 2018 - 17:26 'de eklendi ve 11 kez görüntülendi.
Buyurun Beraber Utanalım

Adam, ağır adımlarla çıktı Kaman Hükümet Konağı’nın merdivenlerini. Polis noktasından geçerek girdi içeri. Duvarda asılı tabelalara göz gezdirdi. Hangisine gitmeliydi? Sonunda “İlçe Müftülüğü” tabelasında karar kıldı. Asansörü meşgul etmeye çekindi ve son bi gayret merdivenlere seğirtti.

Buldu, aşağıdaki tabelada hangi katta olduğunu öğrendiği daireyi. Uzattı başını. “Ben” dedi çekinerek, “Müftü Bey ile görüşebilir miyim?”. Aldılar makama. Çay söyledi Müftü Bey ve sordu derdini. Yine çekinerek “Ben” dedi adam, “açım”.

İlgilendi Müftü Bey. Dinledi. Sonra hemen bir hocayı çağırdı, durumu anlattı ve ilgilenmesini tembihledi bu adamcağızla. Ne gerekiyorsa yapacaklardı ellerinden geldiğince. Adam çıktı müftülük makamından. İki adım attı. Son enerjisini de sevinmeye harcamış olacak ki, yığılıp kaldı koridora.

Bir koşuşturma, bir telaş… Ambulans çağırıldı. Bu kez asansöre binebildi adamcağız ama sedyede. Hastaneye götürüldü, tetkikler yapıldı ve doktorun dilinden duyan herkesi utandırması gereken o cümle döküldü; “Günlerdir midesine tek lokma girmemiş bu adamın”.

Uzak memleketlerin birinde değil, her gün havasını ciğerlerimize çektiğimiz bu ilçemiz Kaman’da yaşandı bu olay. Birimizin akrabası o adamcağız, birimizin akrabası, birimizin komşusu… Dün gördük mesela bir köşede yüzünde çaresiz bir ifadeyle. Ama yanına gidip “hayırdır hemşerim, bir derdin mi var?” demedik. Çevirdik başımızı ve yolumuza devam ettik. Çünkü çok meşgulüz değil mi? Hiç vaktimiz yok. Olsa da, kimsenin derdi kimseyi ilgilendirmiyor. Nasılsın, iyi misin soruları ağız alışkanlığı. Gerçekte karşısındakinin nasıl olduğu ile kimse ilgilenmiyor.

“Bugün Allah için ne yaptın?” levhaları asıyoruz duvarlarımıza. Peki, ne yapıyoruz? Abdest almak, namaz kılmak, oruç tutmak mı? Cevabımız sadece bunlarsa vay halimize. Çünkü insan namazı Allah için değil, kendi için kılar. Orucu kendi için tutar. Ama Allah için bir fakir doyurabilir mesela, bir öksüz giydirebilir. Allah için bir Müslümanın sıkıntısını giderebilir insan, bir canı sevindirebilir. Modern insanın Allah için bile vakti yok galiba.

“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” diyordu Efendimiz (sav) ve komşuluğun sınırını 40 kapı olarak belirliyordu. İhtimal ki, o adamcağız benim 40 kapı ötemdedir, yani Efendimizin koyduğu ölçü gereği benim komşumdur. Şimdi söyleyin, Efendim benim için “Bu bizden değildir” derse, abdestim namazım kurtarabilir mi beni?

Hıristiyanların dinlerini, pazar günleri kilise ayinlerine hapsetmesi gibi, bizler de Müslümanlığı cuma namazlarına hapsettik. İslam’ın özünü oluşturan merhameti, yardımlaşmayı, kardeşliği rafa kaldırdık. Açlıktan bayılan adamcağızı duyunca o raftan kafama utangaçlık düştü. Sizler de buyurun dostlar, hep beraber utanalım.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER