DOLAR 8,3702
EURO 9,7693
ALTIN 506,287
BIST 1112,37
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kırşehir 21°C
Sağanak Yağışlı

Çare var mı?

21.04.2020
158
A+
A-

Çare var mı?

Birçok insanın hayatını o insana yerinde ve zamanında yapılan bir dokunuşun kurtardığı bilinir.

Bir ara sosyal medyada Mesut Parlak tarafından yazılan “On yumurta kaç öğretmen eder?” başlıklı bir anı okumuştum. Bu yazıda, Zafer isminde bir gencin babasının arkadaşı olan Kerim telefon ettiğinde telefonu Zafer açıyordu. Kerim ile Zafer bir süre sohbet ettikten sonra Kerim Zafer’e “Babana sor bakalım, on yumurta kaç öğretmen eder?” diyordu.

Bu sorunun devamında Kastamonu’nun Taşköprü İlçesinde komşu olan iki köyün zeki ve çalışkan iki öğrencisi olan Kerim ile Ali öğretmen okulu (o zamanki Köy Enstitüsü) sınavına katılmak için Taşköprü’ye gitmek üzere yürüyerek yola çıkarlar. Her iki çocuğun ailesinin de çocuklara harçlık etmek üzere vereceği paraları yoktur. Çocuklar yola çıkarken Ali’nin ailesi Ali’nin eline bir sepet tutuşturur. Sepette sınav için gerekli kalem, silgi gibi ihtiyaçlarını karşılaması ve karnını doyurmak üzere satması için koyduğu on yumurta vardır.

Çocuklar yaklaşık yirmi kilometre yolu yaya yürüyerek Taşköprü’ye gelirler. On yumurtayı satıp bir kalem ve bir silgi alırlar. Sonra kalemi de silgiyi de ikiye bölerek paylaşırlar ve sınava girerler. O günkü sınavda başarılı olurlar. Fakat sınav iki gün yapılacağından o gece Taşköprü’de kalmaları gerekmektedir. Geceyi nerede geçireceklerinin, ne yiyip içeceklerinin telaşıyla çarşıda bulunan hükümet konağının önünde yürürlerken, bir kadın çocukları ve çaresizliklerini fark eder. Çocukları evine çağırır. Durumu öğrenince karınlarını doyurur ve durumu akşam eve gelen kocasına da anlatarak, çocukların o geceyi evlerinde geçirmesini sağlar.

Kerim ile Ali ikinci gün girdikleri sınavı da kazanırlar ve parasız yatılı olarak okuyup öğretmen olurlar. İşte öğretmen Kerim amcasının Zafer’e sorduğu “On yumurta kaç öğretmen eder?” sorusunun cevabı budur.

1950 yılında on yumurta iki çocuğun öğretmen olmalarına ve onların da birçok köy çocuğunu eğitmelerine sebep olmuştur.

Sadece on yumurta mı?

Elbette o gün Kerim ile Ali’yi görüp zor durumlarını fark eden bir kadın ile kocasının doğru zamanda ve doğru yerde onlara dokunması, karınlarını doyurup evlerinde misafir etmesi de o sürecin çok önemli olaylarından biridir.

Her canlı başka canlılara dokunarak yaşar. Eğer bir canlı başka bir canlıya dokunduğunda ona zarar vermiyorsa, aksine faydalı oluyorsa o yerde barış vardır, huzur vardır, gelişme vardır, bolluk ve bereket vardır.

Esasen bu olay, değişen toplumsal yapımızın da bir göstergesidir. Bu zamanda içimizden kaç kişi bir kadının 70 yıl önce gösterdiği feraseti gösterip, iki yoksul köylü çocuğunu fark edip karnını doyurarak gece de evinde misafir eder?

Son zamanlarda etrafımızdaki insanlara dokunmayı, onları mutlu etmeyi unuttuk. Onlar da başkalarına dokunmayı unuttu. Akrabaya, komşuya yardım etmeyi unuttuk. En yakın akrabalarımıza, komşularımıza yabancılaştık. Kendi kendimizle daha çok birlikte olmaya başladık, kendimizle baş başa kaldık, yalnızlaştık. Böyle huzurlu ve mutlu olacağımızı sandık, fakat olamadık, yanıldık.

O halde, mutlu ve huzurlu olmak için çare nedir?

Çare sizsiniz. Çaresiz değilsiniz.

Sağlıkla kalın.

https://www.kamanakhaber.com/wp-content/uploads/2020/06/REKLAM-ALANI.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.