Dedi Kodu, Sonu Kötü

11.08.2021
977
A+
A-

Şimdi bir hikâye anlatıp bu hikâyeden hisse çıkarmayı istiyorum.

Şimdi bir hikâye anlatıp bu hikâyeden hisse çıkarmayı istiyorum.

Bir yerde okuduğum hikâye şöyle:

Bir kadın komşularından birisi hakkında bir dedikoduyu yayıp duruyordu. Birkaç gün içinde bütün köy bu dedikoduyu duydu. Dedikodunun kurbanı derinden yaralandı ve incindi. Dedikoducu kadın daha sonra yaptığından pişman oldu ve çok üzüldü. Hatasını nasıl tamir edebileceğini sormak için bilgeye gitti.

“Pazara git” dedi bilge. “Bir tavuk al ve onu kestir. Eve dönerken tüylerini yol ve yol boyunca yere at.”

Nasihatin garipliğine şaşırsa da, denileni yaptı kadın. Ertesi gün bilge bu defa şu tavsiyede bulundu: “Şimdi git ve dün attığın bütün o tüyleri topla ve bana getir.”

Kadın aynı yolu izledi, ama umutsuzluk ve korku içinde gördü ki, rüzgâr bütün tüyleri uçurup götürmüştü. Saatler süren arayışın sonunda elinde sadece birkaç tüyle dönebildi.

“Görüyorsun” dedi yaşlı bilge. “Onları yere atmak mümkün, ama geri toplamak imkânsız. Dedikodu da öyle. Dedikodu yapmak ne kadar kolaysa, dedikoduyla işlediğin hatayı telafi etmen de o kadar zordur.”

Dedikodu yapmak ve dedikoduyu yaymak ahlaki bir zafiyettir.

Kusur kelimesi, taksir kelimesinden türemiştir. Ölen bir kişinin arkasından “Allah taksiratını af etsin,” diye ettiğimiz duadaki “taksirat” kelimesi “ölenin kusurlu davranışları”nı, yani dikkatsizlik, tedbirsizlik, acemilik gibi nedenlerle istemeyerek -bilmeden- işlediği günahlarının af edilmesini isteyen dualardır. Yoksa kasten başkasına zarar verdiği davranışlarından, yani bilerek ve isteyerek gösterdiği davranışlarıyla işlediği günahlarının affı için yapılan dua değildir.

Bir insanın kusuru varsa, yani taksiratı varsa; ahlaki zafiyet göstererek onun dedikodusunu yapıp, onun dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden ya da acemiliğinden kaynaklanan kusurlu davranışlarını dedikoduyla yaymak yerine, gece olup onun kusurunu örtmek ahlaki bir davranıştır. Böylece birlik ve beraberliğin, ayrışmadan bir arada yaşamanın da kolaylaştığı görülmüştür.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Mustafa Kemal Paşa ile Kırşehir’den Ankara’ya

Unutmayın! Dedikoduda hasetlik ve fesatlık vardır. Doğan Cüceloğlu’nun dediği gibi “Kıyaslamayı başkasıyla yapan değil, kendisiyle yapan her zaman kazanır.”

İnsanın bireysel ahlakı iyileşip geliştikçe, toplumsal yozlaşma da azalır. Gelecekteki iyi bir toplum için, çocuklarımızın ahlaki değerleri yüksek bir toplumda yaşamalarını temin etmek için bireysel ahlakın, birliğin, ayrışmamanın önemini unutmamak gerekir.

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.