DOLAR 7,9543
EURO 9,3888
ALTIN 487,231
BIST 1198,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kırşehir 26°C
Az Bulutlu

Hastanemiz Gelişiyor Ama Başıboşluk Devam Ediyor..!

17.06.2014
14
A+
A-

Kaman Devlet Hastanemiz tıbbi cihaz ve modernizasyon yönünden gelişmeye devam ediyor. Ancak doktor, yönetim ve personel bakımından her geçen gün geriye doğru gidiyor.

Sık sık bize gelen şikâyetler ve bizlerinde yaşadığı sıkıntıların tamda sağlıkçıların dediği gibi röntgenini çekelim dedik. Bakalım ortaya çıkacaklardan kimler kendisine ders çıkaracak…

Hastanenin acil servisine giden vatandaşlar doktor ve sağlık personeli tarafından olması gerektiği şekilde karşılanmazken, üstüne üstelik heyecanlı, stresli hasta ve yakınlarına itici ve kırıcı davranmaktalar. Çalışanlar, gariban ve siyasi arkası olmayan insanlarla dalga geçer gibi hakarete varan davranışlar içerisine girerken, doktor yanında çalışan personele söz geçiremiyor. Şirket elemanı olarak çalışan siyasi parti yandaşları hastane yöneticisi gibi davranıyor. Hasta yâda yakını duruma itiraz edip hakkını aramaya çalışırsa yâda sesini yükseltir ise durumu polise ve ilgili yerlere bildiren personel hemen “sağlık çalışanına darp, şiddet ve kötü muamele” zırhının arkasına sığınıyor.

Yapılan araştırmalar, Acil Servislerde çalışan personelin hastayla empati kurma yetisine sahip olması gerektiğine işaret ederek; “Yoksa şiddete davetiye çıkarılmaması içten bile değil” diyorlar…

Acil Servis, adı üzerinde acil durumlarda ve mesai saatleri dışında kullanılan bir hizmet. Burada halkın vergileriyle çalışan insanlar (bir kısmını tenzih ederiz) halka, yani orada ekmek yemelerine vesile olan işverenlerine (geldikleri yerlerdeki başka kurumlarda kendi ailelerine, ana-babalarına yada çocuklarına) olması gereken insanı yakınlık ve hizmeti vermekten imtina ediyorlar.

Henüz kadrosunu oturtamayan hastanemiz, yapılan bir sürü yatırım ve harcanan onlarca paraya rağmen hizmet üretmekte basiretsiz kalıyor. Halka hizmet etmesi gerekenler, eziyet etmeye devam ediyor. Halkımız insan onuruna yakışır bir hizmet istiyor. Artık Kaman halkı muayene yerine acil müracaatı için bile Ankara, Kırıkkale ve Kırşehir merkeze gitmeye başladı. Kaman halkı kendilerine ve Kaman’a sahip çıkacak siyasetçi ve yöneticiler arıyor.

Memleketin sahibi yok mu?

Bu başıboşluk nereye kadar gidecek!

* * *

Başımdan geçen ve birçoğunu tanıdık personel sebebiyle görmezden geldiğim olaylardan en sonuncusunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Akşam iş çıkışı (memur gibi akşam saat 17’de değil, gece 20-21 sıralarında) yaklaşık 7 yıldır 21 günde bir iğne olan oğlumla acilen müdahaleye ihtiyacı olan Acil Servise (!) gittik. Girişte bandrol kaydımızı yaptırdıktan sonra Acil Servis içerisine kadar girdik ve tek bir doktorun bakmasını bekleyen onlarca hastanın arasına karıştık. Bu sırada bir iki yaşlı hastanın yakını sabırsızlanmaya başlayınca doktor servis içerisindeki odanın camına ısrarla birkaç kez vurup seslenmesinden sonra önce bir kişi, daha sonra aynı şekilde hasta yakınları ve doktorun ısrarı üzerine birkaç kişi daha lütfederek pc başına oturdu ve doktorun reçetesini istemeye istemeye yazdı. Bu arada ortamın kızıştığını anlayan güvenlikçi hastanenin sahibi edasıyla meydana çıkarak herkesi askeri nizam hizaya geçirmeye çalıştı. Daha sonra oldukça genç bir sağlık memuresi oldukça itici bir ses tonuyla işi olmayanlar dışarıya çıksın diyerek duvarlara sert bir komut verdi.

Bazıları bu durumdan rahatsız olup dışarıya çıkarken, bazıları ise “ulan benim ne işim olur acil serviste, sen hastama bak” deyi verdi, istemeye istemeye. Bende nacizane oldukça korkak bir ses tonuyla efendim iğne yaptıracaktım diye fısıldayı verdim. Elimden iğneyi alan ve arkasından emir kipiyle reçeteyi isteyen hemşireye raporu uzattım, tekrar reçetesi yok mu dedi? Bende ondan kalmadı, bu olmaz mı dedim ve iğneyi yapmaya razı ettim. Deposilin 1,2 iğnenin tecrübe ile sabit çabuk donduğunu bildiğim için oldukça oyalanan hemşeriye acele etmesini yoksa iğnenin dona bileceğini söyleme nezaketsizliğinde bulundum ki daha iğneyi yapmayan hemşire “çok biliyorsan kendin yapaydın” diye nazikçe ağzımın payını vermiş oldu. Altta yatan biricik evladım olduğundan sustum ve yuttum. Neyse iğneyi yaptı ama serk edemedi, çünkü donmuştu. Hışımla çıkarttı ve başka bir iğne takıp ucuna tekrar vurdu. Yine olmadı çükü iğnenin gravür yapısı katılaşmıştı. Bu sefer çıkardı dışarıda sallayıp bir daha vurdu. Ama bu seferde olmamıştı. Benim canımdan 3 kere boş yere parça koparmışlardı. Bunun üzerine başka sağlık memurlarını çağıran hemşeri ile diğer sağlık memuru benim oğlanın poposuna kabahat bulmaya çalıştılar. Olaya doktor hazretlerini de dahil edip popo kireçlenmiş, koldan bacaktan kafadan yapalım sözleri sarf etmeye başlayan ve bizim 7 yıllık iğne maceramızın ve deneyimimizin yarısına bile ulaşamamış olan personelin elinden oğlumu ve kendime çekerek zorla kurtardım. Daha önce böyle vakalarda bize saldırdı diye polis çağırıp şikayetçi olan hastaneden ve çalışanlarından korktuğumdan çıtımı bile çıkartmadan, arkama bakmadan kaçarak kurtuldum.

Daha sonradan, ulan ben gazeteci olarak kaçıp kurtuluyorsam, benim aydınlatmak ve bilgilendirmekle sorumlu olduğum hemşerilerim, dostlarım, arkadaşlarım ve sahipsiz Kaman halkı ne yapıyordur diye içim içimi yedi. Yine de bi cesaret deyip, olanları herkesle paylaşmak istedim ki; hastanede merhaba ettiğim birçok arkadaş kırılacak, kimileri selamı kesecek, birileri ise başka boyutlardan kendilerince tehditlerde bulunacaklar.

Hiç önemi yok artık benim için. Bu yaşananlardan rahatsız olmayanların yarın aynı şeyler anasının, babasının, eşinin ve hatta çocuğunun başına gelmeyecek mi? Biraz insanca düşüp empati kursak. Halkın vergilerinden aldığımız maaşı helal ettirip gönül rahatlığı ile çocuklarımıza yedirebilsek ve akşam başımıza yastığa koyduğumuzda gönül rahatlığı ile uykuya dala biliyorsak ne mutlu bize.

Bu vesile ile bizleri yönetme yüceliğine erişmiş olan Sayın Kırşehir Valimizi, Sayın Kaman Kaymakam Vekilimizi, Sayın Milletvekillerimizi, en üst kademeden başlamak üzere hastane yöneticileri ve diğer kamu kurum kuruluşlarının yöneticileri ve sorumlularını insanlarımıza reva görülen ve sadece örnek olarak sunduğumuz hastanemizde değil tüm kurum ve kuruşlarda yaşanan etik dışı bu ve benzeri olaylara karşı âcizane göreve davet ediyorum.”

https://www.kamanakhaber.com/wp-content/uploads/2020/06/REKLAM-ALANI.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.