DOLAR 7,848
EURO 9,3003
ALTIN 483,793
BIST 1219,5
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kırşehir 21°C
Parçalı Bulutlu

Kamanlı Kadınlarımız (1950’li Yıllar)

Yaşar Şahin
Yaşar ŞAHİN: Emekli öğretmen, Şair ve Araştırmacı. Bu zamana kadar çok sayıda gazete ve dergide makaleleri yayınlandı. Kaman tarihi, kültürü ve yaşantısı üzerine çok fazla kaynak ve bilgiye sahip.
19.08.2020
133
A+
A-

Kamanlı Kadınlarımız (1950’li Yıllar)

Kamanlılar kadınlara Aba, Bacı derlerdi. Yenge, şehirden evlenmiş akraba büyüklerinin kadınlarına denirdi.

Kadınlar, sabah erkenden kalkarlar, ineği, koyunu sağarlar. İneği sığıra sürerler, koyunu çobana katarlardı. Ahırı, avluyu süpürüp temizledikten sonra ocağı yakıp yemeği vururlardı.

İş bunla bitmeyip hamuru yoğurup ekmeği pişirirler, sofrayı serip horantayı (ev halkı) kaldırırlardı. Yemekten sonra kabı-kacağı toplayıp çeşme başına götürürler, kül-kumla ovup suda durulayıp getirirlerdi.

Kağnı, at arabası yada eşekler hazırlanır; bağ, bahçe, tarla harman işlerine gidilir. Belleme, göçürtme, biçme, ot yolma, sap çekme, döven sürme, harman savurma, eleme gibi işleri de tamamladıktan sonra akşam eve dönerler.

Akşam yemeğinden sonra yer yatakları açılarak bir sonraki gün için istirahata çekilirlerdi. Sabah ezanından önce kalkarak aynı çalışmalara devam ederlerdi.

Şimdi, o zamanın kadınlarını özelliklerine göre gruplandırarak analım:

Şeker Halalar (Bacılar)

Kocaları bakkallık yapan kadınlarımız kutnu kumaştan üç etek elbise ve üzerine ceket giyerlerdi. Ceplerine de fındık, fıstık, leblebi, kuru üzüm, şeker doldururlardı. Akraba, komşu çocuklarına avuç avuç dağıtırlardı. Onları görünce “Şeker Halamız” geliyor diye kızlı oğlanlı bağırarak koşardık. Bizim şeker halalarımızda Karaevlilerin Gülbeyaz ve Postaların Sultan’dı.

Ağıtçı Abalar

Musa Hoca’nın Menevşe, Go Yusuf’un Kadife ağlamayanları ağlatırdı. Sıhhiye Yakup’un Eşe’de ağlattıktan sonra güldürürdü.

Çeşme Hanımağaları

Evleri çeşme başında olan abalardı. Bizim mahallede Ortapınar’ın başında Süloların Gara Naciye ile Mırızların Eşe’nin evleri vardı. Sabah çeşmeye, başlarında bakır sofra sinisi içi kap-gacakla dolu gelirler, siniyi duvar dibine bırakılardı. Arkadan gelen gelinleri-kızları ocaktan aldıkları külle ya da ince kumla sürüp yıkadıktan sonra, onlara eve götürün talimatı verirlerdi. Onlarda, akşama kadar çeşme başında laf çekiştirerek sohbeti yarıda kesip yine akşam oldu derler, ayrılırlardı.

Eli Kürekli Ark Zebanileri

Başpınar’ın suyu Kaman’ın bağ, bahçe, tarlalarını sulardı. Suyun ana yatağı güneyden kuzeye akar giderdi. Ana sudan ayrılıp batıya giden ilk su arkına Gafarlar arkı, doğuya gidene de Sarılar arkı denirdi. Su aşağıya indikçe başka arklara da ayrılırdı.

Evler bahçe içinde Savalar, Gafarlar, Torunlar, Sarılar, Gizirler, Mamalılar, Go Osmanlar gibi sülale sülale kümelenirdi. Her taraf bağ-bahçe çalı-çırpı yem yeşildi. Evlerden çarşıya, okula “Cılgı” denilen ince bir yolla gidilirdi. En geniş yol sığırın yazıya, kağnının harmana gittiği yollardı.

Bahçelerin bağ ve sıklıklarından geçen cılga ark yolları da vardı. Bu yollarda eli kürekli kadınlar dolaşır, sağ sola ünlerlerdi. Karşılıklı hal hatır sorup sohbet ederlerdi. Suları kesilenler öfkelenip ark boyu sokrana sokrana giderlerdi. Sık sıkta ark çevirme çekişleri olurdu. Kadınlar kendi aralarında bunlara “Ark Zebanileri” derlerdi.

Pazaryeri Zaptiyeleri

Yoğurt pazarında süzme-yoğurt satan kadınlarımız. Elleri kınalı, kolları dirseğe kadar çemrili, yoğurt pazarında dolaşıp köylerden gelenlerden süzme, yoğurt, peynir alıp pazaryerinde satarlardı. Bazı kadınlarımızda ellerinde terazi ile dolaşır, köyden gelenlerin sattıkları ürünlerini tartarak onlardan tartı karşılığı hak alırlardı.

Gara Kazanlı, Ocak İsliler

Musluk suyunun olmadığı yıllarda çamaşırlar Başpınar, Ortapınar, Manıca ve Kuluncak sularının başında bakır kazanlarda kaynatılır, kil-sabunla ovulup tokaçlanır, soğuk suyla durulanırdı. Çalı-çırpı ve taş üzerinde kurutulup evlerine getirirlerdi.

Gremseli Gelin Bacılar

Bileziklerin olmadığı o yıllarda söz kesimi ve gelin alınırken takılan gremseler kırmızı kurdelelere dizilir, gelinler bunu boyunlarına takarak gezerlerdi. Varlıklı yerin gelini olduklarının bir göstergesiydi.

Hancı Esnaflar

O yıllarda köyden pazara at, katır, eşekle gelinip gidilirdi. Çarşıda avlulu evi olanlar hancılık yaparlardı. Bu hancılar içerisinde Irayana, Ciğerin Haçca, Cıngıl Anşa önde gelen ilk kadın esnaf kadınlarımızdı. Aşağı mahalleden Anişe’de elinde değneği ile çarşıya çıkar alışverişlerini yapar, oturduğu dükkân önlerinde erkek gibi gelen gidenle sohbet edip şakalaşırdı.

Ferik Bacılar

Ekonomik durumu iyi olanların ikinci eşleriydi. Aşağı mahalleden Kınalı Dönüş, Yukarı mahalleden Sürmeli Dilber gibi bacılar da sokak başına dinelip gelen geçen tanıdıkların hal hatırlarını sorup, gurban olup gadalarını alırlardı.

Ekmekçi Emekciler

Gittikleri evin tandırında hamur yoğurup, önlerindeki tahtada oklava ile ekmek açarlar, biride tandırdaki saç üzerinde pişirgeç ile evire çevire ekmek pişirirlerdi. Bir taraftan da akşama kadar Kaman’ın dedikodusunu yapıp, aldıkları ücretlerle aile bütçelerine katkı sağlayan kadınlarımızdı.

Keyfanı Abalar

Düğünlerde yemek hazırlığından sorumlu olanlardır. Düğün sahibinin kabilesinden sosyal yönden iyi, ağzının tadını bilen, becerikli, iyi yemek pişiren tecrübeli kadınlardır. Bunlar kendisi çalışmaz, yardıma gelenlere emirler yağdırıp lafını atar, çavuşluk yaparlardı.

Terzi Hanımlar

O yıllarda don, göynek beyaz kabıttan; işlik, pijama çizgili bezden; önlük siyah bezden; entari renkli basmadan elle dikilirdi. Dikiş makinesi lüks varlıklı ailelerde olsa da dikişi pek bilmezlerdi. Dikiş işlerini Başkatibin Emine, Mıllaların Behiye ve Güzel Bacı ile Yumukların Güllü Teyze evlerinde kadınlara elbise, öğrencilere de önlük dikerlerdi.

Onların kesip çöpe attığı renk renk kumaşlarla kız çocukları bez bebek gibi oyuncaklar yapıp oynarlardı. O zamanlar plastik oyuncaklar olmadığı gibi plastiği sadece evlerin damına akmasın diye serilen naylonlardan bilirdik. Erkek çocuklar ise plastik top olmadığı için bu bezler ve hayvan kıllarından çabut top yapıp oynarlardı. Gelinler ise “Evlenmeyin bekârlar, naylon kızlar çıkacak” diye düğünlerde türkü çağırırlardı.

Yazıda adı geçen aba, bacı ve yengelerimiz dönemlerinde Kaman’ın lider, itibarlı, sözü dinlenen kadınlarımızdı.

https://www.kamanakhaber.com/wp-content/uploads/2020/06/REKLAM-ALANI.gif
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.