DOLAR 8,3178
EURO 9,7702
ALTIN 502,622
BIST 1126,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kırşehir 22°C
Sağanak Yağışlı

Mutlu muyuz?

23.06.2020
69
A+
A-

Mutlu muyuz?

Birçoğumuz “Kaderimiz böyleymiş”, “Talihimizde bunu görmek, bunlara sahip olmak yokmuş” diyerek geleceğimizi güzelleştirmek ve mutlu yaşamak için başladığımız mücadeleden vazgeçip içimize kapanırız.

Oysa vazgeçtiğimiz şey mücadele etmek değil, mutlu yaşama arzusudur. Eğer mutlu olmayı bilmiyorsak, sahibi olmayı çok arzu ettiğimiz, onun için mücadele ettiğimiz şeye sahip olsak, hatta daha fazlasına sahip olsak bile yine mutlu olamayız.

Çünkü mutlu ve huzurlu olmayı bilmek bir sanata sahip olmak gibi bir şeydir. Nasıl ki bir sanatkâr sanatını ince bir işçilikle icra ederse, mutluluk da ince ince işlenmeli, güzel bir işçilikle, iyi bir emekle dokunmalıdır. Mutlu olmak için, mutlu yaşamak için çok fazla şeye sahip olmak da gerekmez.  Esasen, az da olsa elimizde ne varsa, mutlu olmamız için o yeter.

Şansımız, talihimiz bize hemen her şeyi verse bile, onları tadabilecek bir ruh halimiz yoksa hiç bir anlamı yok. Bizi mutlu edecek şeylerin sahibi olmayı değil, sahibi olduklarımızın tadına varmayı bilmeliyiz.

Peki, elimizdekilerle mutlu olmak için neler yapmalıyız?

Önce, geçmişle kavga etmeyi bırakmalıyız. Gördüğümüz, duyduğumuz, bildiğimiz olumsuzluklarla yaşamayı, onları gittiğimiz yere götürmeyi, onları gündelik hayatımızın bir parçası haline getirmeyi bırakmalıyız. Onlardan ders aldıktan sonra bir kenara bırakıp, hatta unutarak yolumuza devam etmeliyiz.

Sonra, geçmişle kavga eden, gördüğü, duyduğu, bildiği olumsuzluklarla yaşayan insanlar o şekilde yaşamakta ısrar ediyorsa, o insanlarla bir araya geldiğimizde bahse konu olumsuzlukları konuşmamaya gayret etmeliyiz.

Bazen içimizdeki çocuğu rahat bırakmalıyız. Gerektiğinde kendimizi içimizdeki çocuğun enerjisine, duygu ve düşüncelerine teslim edebilmeliyiz.

Çocuklarımıza isimlerini verebileceğimiz, “Ben olmadığımda başınıza bir iş gelirse tereddüt etmeden arayabileceklerini” söyleyebileceğimiz arkadaşlar edinmeliyiz.

Her şeye sahip olmayı değil, sahip olduklarımızı her şey yaparak, hayatımızı şeylere ya da kişilere değil, bir amaca bağlamalıyız.

Mutluluk aramakla bulunabilecek bir şey değildir. Başkalarının bulduğu yöntemlerle, başkalarını taklit ederek de mutlu olunmaz.

Mutluluk bizim üretebileceğimiz bir şeydir. Bizi mutlu olmaktan alıkoyacak şeyin mutluluğun ne olduğu ile ilgili düşüncelerimiz ve fikirlerimiz olduğunu hatırlatmak isterim. Seneca’nın Antakya Müzesindeki bir lahite işlenmiş şu sözü de bizim düşüncelerimizi doğruluyor; “Hayatı kaybetmekten daha acı bir şey vardır, hayatın anlamını kaybetmek.”

Çok beğendiğim bir şiirinde Mevlana mutluluğu o kadar güzel anlatmış ki, sizinle de bu güzelliği paylaşmak istedim.

“Elinde ne varsa hayata dair,

Ötesi hiçbir şey ya da vesair.

Hani demiş ya şair

Mutluluğu sende bulan senindir.

Ötesi misafir.”

Sağlıkla kalın.

https://www.kamanakhaber.com/wp-content/uploads/2020/06/REKLAM-ALANI.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.