DOLAR 7,9416
EURO 9,4798
ALTIN 460,988
BIST 1325,47
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kırşehir 7°C
Parçalı Bulutlu

Saltanat’tan Cumhuriyet’e

Yaşar Şahin
Yaşar ŞAHİN: Emekli öğretmen, Şair ve Araştırmacı. Bu zamana kadar çok sayıda gazete ve dergide makaleleri yayınlandı. Kaman tarihi, kültürü ve yaşantısı üzerine çok fazla kaynak ve bilgiye sahip.
21.10.2020
79
A+
A-

Milli bayramların toplum psikolojisi üzerinde önemli bir yeri vardır. Türk ulusu her gelen milli bayramla yeniden heyecanlanır, güçlenir ve birliğin ne demek olduğunu anlar.

İnsanlık tarihi bir bakıma yönetiminde şekillenmesinin tarihidir. Yönetimde söz sahibi olmak isteyenler arasında kanlı mücadeleler yaşanmıştır.

Nüfuz ve otoritenin merkezileşmesi ve kurumlaşması insanlık tarihine, kültür ve medeniyet tarihinin göstergesidir.

Tarihten bu yana biz Türkler özgür ve başımızda Türk olmanın gururunu duyan ulusuna bağlı önderlerin yönetiminde yaşadık. Türkün büyüklüğünü, yüceliğini, kahramanlığını zaferden zafere, cepheden cepheye koşarak dünyaya duyurmuşuzdur.

Orta Asya’dan geleli bin yıl gibi bir zaman geçti. Balkanlar’a taşınmamız yedi yüz yılı çoktan geçti.

Denizlerin gelgitleri gibi Devletlerin, orduların, kültür ve medeniyetlerinde gelgitleri vardır.

20 yüzyılın başında kültür coğrafyamıza sığmak zorunda kaldık.

Tarih boyunca şekilleri ne olursa olsun. Toplumlar hizmetlerini yürütecek teşkilata gerek duymuşlardır. Tarihi seyri içinde insanlar yerleşik düzeni tanıyıp kendilerinin tâbi olacağı bir otorite, bir güç meydana getirmişlerdir. Bu güç, buyurma gücünü elinde tutan devlettir.

Toplumların geçirdiği evreler gösteriyor ki. Milletler devletlerini kurabildiklerince ortaya çıkmışlar ve devleti yaşatabildiklerince de varlıklarını sürdürmüşlerdir.

Devlet: Yönetenler ile yönetilenler arasındaki hak ve görevleri belirleyecek düzeni sağlayan ve o düzeni bozmak isteyenlere imkân vermeyen örgütlenme bütünüdür.

Devletler tarihi, bize hâkimiyetin üç tarzda kullanıldığını göstermektedir.

1- Hükümdarlık (Monarşi): Hâkimiyet Kral, İmparator, Padişah, Sultan, Bey, Hakan, Prens, Prenses gibi yalnız başına devleti sevk ve idare eder. Devletin memurları hükmeden bir kişi adına hizmet eder.

2- Oligarşi: Bu tarz yönetimde hükmetme birkaç kişi, birkaç ailenin veya bir sınıf halkın elindedir.

3- Demokrasi: Halkçılık esasına dayanan yönetim şeklidir. Hakimiyet halkın ekseriyetine aittir.  Demokrasinin en açık şekli Cumhuriyet’tir. Güç; refah, kültürel bütünlük ve hukuk bakımından eşit bir hayat kurmaya çalışır.

Başta Mustafa Kemal olmak üzere Milli Mücadele Kahramanları Türkiye Cumhuriyeti’ni Kuva-yi Milliye ruhu ile özleşmiş sağlam demokratik bir Cumhuriyet olarak kurmuşlardır.

M. Kemal Paşa’nın daha Erzurum Kongresi’nde Cumhuriyeti tercih ettiğini Mahzar Fuat Bey’den öğreniyoruz. “Erzurum’dan ölene kadar Mustafa Kemal’le beraber”

25 Aralık 1919’da Kaman’da da Bektaşoğlu Ali Çavuş’un konağında çocukların konağa girmesini engelleyen Ali Çavuş’a;

– ‘Bırak..! Bırak onları..! Düşmanı sizinle kovacağım!.. Yarının Cumhuriyeti’ni de onlarla kuracağım’ demiştir. “O günün çocuğu Mustafa Bektaş’ın anlatımı. Milli Mücadelemizde Kaman-Kırşehir adlı araştırmamdan”

Milli Mücadele kazanıldıktan sonra Anadolu’da kurulan yeni devletin adı Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak ilan edilmiştir. 29 Ekim 1923.

Hem Atatürk döneminde, hem de ölümünden sonra saltanat özlemcileri olmuştur. Son zamanlarda bu tarzda kişi ve gruplardan “Saltanat istemiyoruz. Ama gerçek Cumhuriyet Atatürk’ün kurduğu sistem değil” gibi söz edip amaçlı, sinsi ve sistemli çaba içerisinde Saltanatı İslam’la özleştirip Cumhuriyeti ve Atatürk’ü küçük düşürücü ifadeler kullanıyorlar.

Bu kişi ve gruplara Cumhuriyetle bilgisizliğin tarihe karıştığını hatırlatır, O Türk’ün büyük Atası Atatürk’e kulak vermelerini önerelim ve hep birlikte dinleyelim:

“- Büyük Millet Meclisi Türk Milletinin asırların süren arayışların özü ve onu bizzat kendisini idare etmek şuurunun canlı bir timsalidir.”

“- Müslümanları halife heyûlâsıyla hâlâ oyalamak ve aldatmak gayretinde bulunanlar yalınız ve ancak Müslümanların ve bilhassa Türkiye’nin düşmanıdır. Böyle bir oyuna hayal bağlamak da ancak ve ancak cehalet ve gaflet eseri olabilir.”

“- Türkiye Cumhuriyeti Şeyhler, Dervişler memleketi olamaz. Ölülerden yardım ummak medeni bir topluluk için lekedir.”

“- Yükselen yeni nesil, İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk onu yükseltecek, yaşatacak sizsiniz.”

“- Hâkimiyeti Milliye, milletin namusudur, haysiyetlidir, şereflidir.”

“- Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuza değin korumak ve yaşatmaktır.”

“- Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

“- Cumhuriyeti Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.”

“- Türk Milleti..! Ebediyete akıp giden her on senede bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle saadetlerle huzur ve refah içerisinde kutlamanı gönülden diler, Ne Mutlu Türküm Diyene.”

Atatürk’ün önderliğinde kurulan laik, milli, sosyal, çok partili, demokratik hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin 80.ci kuruluş yılında yurtiçi ve yurtdışında tanıtıcı kültür, sanat faaliyetleri ve kalıcı eserlerle güçlendirme çalışmalarına katkıda bulunmak her Türk vatandaşının görevidir.

https://www.kamanakhaber.com/wp-content/uploads/2020/06/REKLAM-ALANI.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.