DOLAR 8,3465
EURO 9,6728
ALTIN 504,359
BIST 1112,37
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kırşehir 15°C
Çok Bulutlu

Süs ve Zenginlikle Övünme Kibri

11.02.2020
19
A+
A-

Süs ve Zenginlikle Övünme Kibri

Aslında hemen her konuda hepimiz bir kaç söz söyleyebilecek durumdayız; fakat söz söyleyip beğendirmek ve bu sözü yüz yıllar boyunca nesilden nesile aktarmak kolay değil.

Zaten toplum da her sözü beğenmiyor. Öyle ya! Dünyamızın yaşını düşünürsek milyonlarca yıldan beri kimler geldi, kimler geçti. Fakat günümüze ulaşan söz sayısı o kadar çok değil. 15’inci yüz yılda Özbekistan’da yaşamış Uygur Türkü bir şair olan Ali Şir Nevai de günümüze kadar sözü uzanan şairlerden birisi.

Sultan Hüseyin Baykara, Herat’ta yönetimin başına geçince, Ali Şîr Nevâî’yi önce mühürdar, daha sonra da vali ve vezir tayin etti. Ailesi tarafından çok zengin olan Ali Şir Nevai’nin kamu görevleri nedeniyle devletten hiç maaş almadan çalıştığı söylenir. Türkçenin yüksek bir sanat dili olduğunu savunan ve Muhâkemetü’l-Lügateyn adlı kitabın da yazarı olan Ali Şir Nevai’nin, Divan-u Ligati’t-Türk’ün yazarı Kaşgarlı Mahmut’tan sonra Türk diline en büyük hizmet eden kişilerden olduğu kabul edilir.

Çağımıza kadar ulaşan birçok eser bırakan Ali Şîr Nevâî’nin eserleri hem yazıldıkları zamanlarda, hem de günümüze kadar zevkle okunmuş ve başta Fuzuli olmak üzere pek çok kişi tarafından örnek alınmıştır.

Yukarıda anlatıldığı gibi iyi bir söz ustası olan Ali Şir Nevaî söyleyişlerinden birinde şöyle diyor:

“İr kirer ir sanıga himmet bile,

İr irmes fahr eylegen zinet bile.”

(İnsan, başkalarına yardım ettiği ölçüde insan sayılır,

Süsüyle, zenginliğiyle övünene insan denmez.)

Ali Şir Nevai’nin bu sözünü içerik olarak lise yıllarımdan beri bilirim ve bu sözden etkilenmiş olmalıyım ki, süsüyle, zenginliğiyle övünen insanlardan hep uzak durmuşumdur.

“Süsüyle, zenginliğiyle övünene insan denmez.” sözü ne kadar güzel bir söz ise süsüyle zenginliğiyle övünmek de o kadar kötü bir kibirdir.

Kibir, insanın sahip olmadığı vasıflarla, bazen de sahip olduklarıyla övünerek kendini farklı göstermeye çalışmasıdır. Başkalarını küçük ve hor görme çabasıdır.

Dini anlatımlarda “Şeytanın en çok sevdiği günah” olarak anlatılan kibir hakkında İmam Şafi; “Kibir, alçakların ahlakıdır. Kibir, alçalmaktır,” diyor.

Kibir cahilliğin de tezahürüdür. Bilgisizliğin ve cahilliğin en önemli göstergesi insanın kendisini övmesidir. Oysa insan bilgilendikçe kendisini tanır, cehaletten uzaklaşır ve cehaletten uzaklaşan insan mütevazıleşir. İnsanın kendisini tanıması ve cehaletten uzaklaşması için, durmadan, üşenmeden öğrenmesi gerekir.

Yunus Emre de bir söyleyişinde;

“İlim ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin

Ya nice okumaktır,” diyerek, aslında okusa da öğrenemeyen insanın kendini bilemeyeceğini, kendini tanıyamayacağını, kibirden kurtulup mütevazıleşemeyeceğini söylemektedir.

Hiç birimiz yürümeyi, koşmayı, konuşmayı, oturmayı, kalkmayı,  yemek yemeyi okulda öğrenmedik. Okumayı okulda öğrendik, ama öğrendiklerimizi dışarıda büyütüp geliştirdik. Çarpmayı, toplamayı okulda öğrendik, ama okul dışında da çalışarak matematiği daha iyi öğrenip geliştirdik.

Demek istediğim, okul çok gerekli; fakat okul görmek öğrenmek için yeterli değil. Aslında insan bilim ve fen alanında dahi öğrendiklerinin çok büyük bir bölümünü okul dışında, evinde, kütüphanelerde, laboratuarlarda, hayatın içinde görerek, yaşayarak, araştırarak öğreniyor. Bu yüzden sadece okula gitmiş olmak öğrenmek için yeterli değil. İnsanlar okulda anahtar olarak öğrendiklerini evlerinde, kütüphanelerde, laboratuarlarda ve toplum içindeki hayatlarında geliştirip pekiştirmeli ve toplum içinde umur görerek,  daha çok öğrendikçe daha çok mütevazılaşmalı ve kibirden kurtulmalıdır.

Kibirli insan farkında olmayabilir; ama kibir, insanı yozlaştırır. Yoksulluğu sadece ekonomik yetersizlik olarak görmemek lazımdır. Kibir de insanı yoksullaştırır, yalnızlaştırır. Yalnız insan da yoksuldur.

İnsan “ego” olarak da tanımlanan “Ben” duygusunun içinde olmamalı, toplumda birlikte yaşadığı diğer insanlara ve varlıklara kendi egosunun çatlaklarından bakmamayı öğrenmelidir.

Sağlıkla kalın.

https://www.kamanakhaber.com/wp-content/uploads/2020/06/REKLAM-ALANI.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.