DOLAR 8,3414
EURO 9,737
ALTIN 502,462
BIST 1112,3
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kırşehir 21°C
Sağanak Yağışlı

TBMM Yüz yaşında (23 Nisan 1920)

Mümtaz Boyacıoğlu
Mümtaz BOYACIOĞLU: Emekli öğretmen, Şair, Yazar ve Araştırmacı. Bu zamana kadar çok sayıda gazete ve dergide makaleleri yayınlandı. Kaman tarihi, kültürü ve yaşantısı üzerine çok fazla kaynak ve bilgiye sahip. Ülkemizdeki ilk Abdallar Derneği Kurucu Başkanı ve ilk defa Abdallar Festivalinin organize eden kişi. Yayınlanmış 4 adet kitabı mevcuttur.
21.04.2020
134
A+
A-

TBMM Yüz yaşında (23 Nisan 1920)

27 Aralık 1919 Cumartesi, Mustafa Kemal ve Temsil Heyeti Ankara’da.

Ankara’da fevkalade bir kaynaşma ve görülmemiş bir hareket olur. O sabah basın Mustafa Kemal’in geleceğini herkese bildirir. Bir taraftan da sabahtan itibaren davullar ve zurnalar bütün Ankara halkını bu karşılamaya hazırlar. Çankaya ve Dikmen tepelerinde güzel sesli hafızlar, ezan ve salât okurlar. Köylerden birçok atlı ve kağnı arabalarıyla binlerce halk Ankara’ya gelmiş, öğleye doğru “geliyorlar” diye tellallar bağırmış, seçilen atlı alayı Ulucanlardan, Hacı Bayram Camiinin önünde toplanarak dini merasim yapılmış. Yedi yüz piyade, üç bin atlıdan oluşan Seymen alayını Ankara’da bulunan dervişler takip eder. Bunların arasında bütün esnaf, okul öğrencileri ve öğretmenleri yürür. Okullar istasyon caddesine, Seymen alayının bir kısmı Dikmen bağlarına, bir kısmı Çankaya bağlarına, bir kısmı da istasyon yoluna dizilirler. Jandarma ve yirmi kadar polis de bunların yanında yerlerini alırlar.

Halkın bir kısmı Namazgâh tepesine, bir kısmı da Yenişehir taraflarına ve istasyon yoluna sıralanırlar.

Ankara Şehri adına karşılama heyetinde Müdafaai Hukuk Cemiyeti azasından Müftü Hoca Rıfat Efendi, Binbaşı Fuat Bey, Toygarzade Ahmet, Ahmetzade Ahmet, Hatip Ahmet, Kütükçüzade Ali, Hanifzade Mehmet, Bulgurzade Tevfik Beyler bulunurlar.

Yirminci Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa ve Vali Vekili Yahya Galip Bey Eymir gölüne, yani Gölbaşı’na gelirler.

Kızılyokuş’ta ekibe yetişen Rauf Paşa ve Mazhar Müfit’i Mustafa Kemal arabasına alır. Orada karşılayanların yaşa sesleri ve alkışları arasında ilerlerler. Ezan ve Salalar arasında Kızılyokuş’ta iki adet kurban, Yenişehir’de de Seymenler tarafından bir dana kesilir. Karşılama heyeti ve memurlar burada beklerken, Mustafa Kemal arabadan inerek ve ellerini sıkarak hatırlarını sorar, daha ileride bekleyen zeybekleri de eliyle selamlar.

Nihayet istasyon yoluna dönülür. Burada dizilen jandarma, polis ve okul öğrencilerini de selamladıktan sonra, Halk parti binasının önüne gelirler. (Şimdi B. M. Meclisi Müzesi) Buradan da yine alkışlar ve dualar arasında Hükümet meydanına gelirler.

Yahya Galip Bey, bir nutuk ile “Hoş geldiniz” dedikten sonra, Fahrettin Bey konuşmaya başlar. Mustafa Kemal Paşa, orada dizilmiş öğrencilerin üşüdükleri Yahya Galip Beye söyler. “Biz de üşüdük Paşam.” diyerek konuşmacıyı uyarır. Öğrenciler okullarına giderken kendileri de hükümet konağında Vali Beyin odasında çaylarını içip ısındıktan sonra Kolordu ziyaret edilir.

Otomobillerine binerek kendilerine ayrılan şehrin dışındaki ziraat okuluna giderler. Bir tepe üzerine bu bina bir süre karargâhlık görevini yapar. Ali Fuat Paşa herkese bir oda ayırıp üzerlerine isimler yazılmış, hastabakıcılar ve hizmetliler konulmuş, odalarda bir karyola, temiz yatak, masa sandalye, ayna, su bardağı, sürahi ve bir de kül tablası konmuş. Heyetin parasını ve hesabını tutan Mazhar Müfit’in odasına bir de kasa konmuş.

Mustafa Kemal, el yazısı ile yazdığı telgrafı Mazhar Müfit’e gönderir.

“Sivas’tan, Kayseri üzerinden Ankara’ya hareket eden Heyeti Temsiliye bütün uğradıkları yerlerde ve Ankara’da halkımızın içten karşılamaları ile bugün Ankara’ya geldik. Halkımızın gösterdiği kararlılıkla, memleketimizin geleceğinin kurtuluşu yolunda birlik ve beraberlik içindeyiz. Şimdilik Heyeti Temsiliye merkezi Ankara’dır. Hürmetlerimi bildiririm efendim.” 27 Aralık 1919 Ankara, Heyeti Temsiliye adına Mustafa Kemal

Üç gün önceden başlayan hazırlık ve eğlenceler bir düğün havasında, kışın soğuğuna rağmen sanki bahar günlerini yaşar Ankara. Şehrin amirleri, memurları, esnafı, sanatkârı, çeşitli kuruluşların temsilcileri, şehrin gençleri, köylerden gelen heyetler, her yörenin ve kuruluşun kıyafetleri ile Mustafa Kemal ve Temsil Heyetini ziyaret ederler. Bu geliş ve gidişlerde, sokaklarda da bir bayramı, bir düğün havasını yaratırlar. Kimi görseniz güler yüzle selamlaşan samimi halkın görüntüsü, Mustafa Kemal ve Temsil Heyetine de moral verir.

Ankara’ya geldikten birkaç gün sonra, Ankaralılarla tanışmak amacı ile halk davet edilir. Ziraat okulunun büyük salonunda muhterem Ankara halkı toplanır. Mustafa Kemal tanışma ve bilgilendirme amaçlı, güven veren önemli konularda nutkunu söyler. Bu konferans, halk üzerinde iyi bir tesir bırakır. Halk büyük bir memnuniyetle okuldan ayrılır.

Sivas’tan verilen talimatla, illerinden seçilen vekiller Ankara’ya, birkaç gün sonra, bazen tek tek, bazen de üç dördü beraber gelirler. Yapılacak çalışmalara hepsine de anlatılır. Mebuslar ile görüşülüp konuşuldukça aynı fikir ve kanaatte birleşilir.

Bütün bu sıkıntılı günlerin içinde de sık sık para sıkıntısı çekilir. Para bulma konusunda sunulan birçok öneriyi Mustafa Kemal kabul etmez. Ankara’ya geldikleri günden itibaren bir hafta kadar belediye yeme içme bedellerini belediye karşılar.

Para sıkıntısını gidermek için gece geç saatlere Kadar Mustafa Kemal, arkadaşları ile konuşur tartışırlar, yorgun düşerek sabaha karşı yatarlar. Nöbetçi sabahleyin Mazhar Müfit’in kapısını çalar. “Müftü Efendi geldi sizinle görüşmek istiyor.” der. Mazhar Bey, “Paşaya haber veriniz,” der. Nöbetçi, “Paşa ile görüştüler, size gönderdi.” der. Müftü Rifat Efendi içeri alınır, masanın yanındaki sandalyeye oturur. Müftü Efendi ile şu konuşmalar geçer aralarında.

Şekerimiz yok diyemeyen Mazhar Bey, -“Kahve içmezsiniz değil mi müftü bey.”

-“Hayır içmem.”

-“Sigara,”

-“Sigara da içmem,” dedikten sonra,

-“Sizin biraz sıkıntıda olduğunuzu öğrendik, az da olsa bir yardımda bulunmayı görev bildik.”

Kasayı göstererek, -“Paramız var Sayın Müftüm.” der Mazhar Müfit. (Hâlbuki kasada 48 kuruş var.)

Müftü Efendi, Mazhar Müfit’i dinlemeden, cübbesinin altından bir torba çıkarıp, bir, iki, üç derken Bin Lira kâğıt parayı masanın üzerine bırakır. Mazhar Müfit de parayı alarak kasaya yerleştirir, emir erini çağırarak sakladığı iki şekeri vererek iki kahve yapmasını söyler. Müftü Efendinin şakası ile kahvelerini içerler.

Mustafa Kemal’in İstanbul’da toplanacak meclis toplantısına gitmesini isteyen bir gurup vardır. Mustafa Kemal bu görüşe katılmaz. Bu meclisin başına bir kaza geleceğinden emindir. Ankara’da, yani Anadolu’nun ortasında hür ve bağımsız kalmayı, Meclis başkanı yetkisiyle bazı girişim ve eylemlerde bulunmayı tasarlar.

Mustafa Kemal Ankara’dadır, Ankara’da yararlı olacak milletvekillerinin ve bazı kişilerin kendilerine katılmaları için bir an önce hareket etmelerini önerir. İstanbul’a giden Rauf Paşa ve arkadaşları ile irtibatını kesmez, Rauf Paşa ile devamlı görüşür. Oysaki Mustafa Kemal, İngilizlerin niyetini baştan beri sezmiş, onları uyarmıştır. Buna karşın, bu kişiler İstanbul’da İngilizlerce tutuklanarak Malta’ya sürgüne yollanırlar. Bu kişileri yine Malta tutsaklığından kurtaracak olan da kendisidir. Onun karakterinde kin ve nefret yoktur.

İstanbul Meclisi 12 Ocak 1920 tarihinde açılır. İktidarda Ali Rıza Paşa hükümeti vardır. İşgal güçleri Ali Rıza Paşa hükümetine bazı öneriler getirir. Başbakan bunları yapamayacağını bildirir. Ali Rıza Paşa, daha fazla yerinde kalamayacağını anlayınca istifa eder.

Deniz savaşlar ile ve Gelibolu’da kara savaşları ile İstanbul’a giremeyen İngilizler, 16 Mart 1920 işgali O’na göre Osmanlı devletinin de sonuydu. En sonunda bugün İstanbul’u zorla işgal ederek Osmanlı Devletinin yedi yüz yıllık hayat ve egemenliğine son verildi.

Misak-ı Milli

İstanbul Meclisinin en olumlu işleri, Erzurum ve Sivas kongrelerinde kabul edilmiş olan Misak-ı Milli’yi kabul etmiş ve kamuoyuna yayınlamış olmalarıdır. Bu iki kongrede kabul edilen temel ilkelerden, “Milli hudut dâhilinde vatan bir bütündür, onun çeşitli kısımları birbirinden ayrılamaz. Hıristiyan unsurlara siyasi egemenliğimizi ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez” ve “manda himaye kabul edilemez.” Üç temel kararı Misak-ı Milli’nin temel felsefesidir. Misak-ı Milli Mondros’a bir tepkidir ve bu ateşkes hükümlerinin zorla imzalatılmış olmasına karşın kabul edilmediğinin de ilanıdır.

İlk TBMM Halkın Katkılarıyla yapılır.

Bugün “Kurtuluş Savası Müzesi” olarak Kullanılan “ilk TBMM,”  Ankara Ulus meydanında bulunan I. Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının inşasına, 1915 yılında başlanır. İlk önce İttihat ve Terakki Cemiyeti kulüp binası olarak tasarlanmış binanın planı evkaf mimarı Salim Bey tarafından yapılıyor, inşasına ise kolordunun askeri mimarı Hasip Bey nezaret ediyor.

Türk mimari stilinde olan iki katlı binanın en belirgin özelliği ise duvarlarında Ankara taşı (Andezit) kullanılmış olmasıdır. Meclisin, 23 Nisan 1920’de bu binada toplanması kararlaştırıldığında henüz bitirilmemiş olan bina, milli bir heyecanın eseri olarak halkın katkısıyla tamamlanıyor. 23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında I. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanılan bina daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi ve Hukuk Mektebi olarak işlevini sürdürüyor, 1952 yılında Maarif Vekâletine devrediliyor, 1957 yılında ise müzeye dönüştürülmek üzere çalışmalara başlanıyor. Bina 23 Nisan 1961’de “Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi” adıyla halkın ziyaretine açılıyor.

Temsil Heyeti adına altı maddelik bir bildiri ve tören programı yayınlayan Mustafa Kemal,    23 Nisan 1920 tarihinde Meclis’in açılacağını duyurur.“Vatanın bağımsızlığı, Hilafet ve saltanat makamlarının kurtarılması gibi en önemli bir hayati görevi yapacak olan bu Büyük Millet Meclisinin açılış gününü Cumaya rastlatılır. Sözü edilen günün kutsallığından yararlanılacak ve bütün mebuslarla birlikte Hacı Bayram Veli Camiinde Cuma Namazı kılınarak, okunan Kur’an’ın ve kılınan namazın aydınlığına bürünülecektir. Namazdan sonra sakal-ı şerifle birlikte özel daireye gidilecektir. Özel daireye girilmeden önce bir dua okunarak kurbanlar kesilecektir.”

Meclis açılmadan önce, meclisin adı tartışılır. Her gurup kendi düşüncesine göre isim bulur. Uzun münakaşalardan sonra, nihayet “Büyük Millet Meclisi” olarak tespit edilir. Meclis açılır açılmaz, bu isim teklif edilir ve böyle söylenmesi kararlaştırılır.

Bütün bu anlatılanlara karşı, 22 Nisan 1920 tarihli bildirisinde Mustafa Kemal, “Yarından başlayarak bütün milletin emir alacağı en yüksek makamın Büyük Millet Meclisi,” olacağını açıklar.

23 Nisan 1920 gün ve 13,45’te açılan Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla 1845 doğumlu, emekli Milli Eğitim Müdürü, Sinop Milletvekili Şerif (Aykan) kürsüye gelir.“İçinde bulunduğumuz bu koşullarda, bu zamana kadar bağımsız yaşamış halkımız tutsaklığı kabul etmemiştir. Bundan sonra da tam bağımsız yaşama devam edeceğimizi tüm cihana duyurarak, bu tarihi gün ve saatte Büyük Millet Meclisini açıyorum. Ülkemize ve milletimize hayırlı olsun.” diyerek bu duyuruyla birlikte bağımsızlığımızı da ilan eder.

İlk meclis milletvekili sayısı tam olarak bilinmez. Bu sayı 383 ile 441arasında değişir. TBMM yayınına göre ise bu sayı 437’dir.

İlk Büyük Millet Meclisi ilanında itibaren, egemenlik artık kutsalda değil de halkta olduğunun onaylandığı bir kurum oluşudur.

24 Nisan 1920’de TBMM Başkanlığı seçimi yapılmış, Mustafa Kemal, oy kullanan 120 milletvekilinden 110’unun oyunu alarak başkan seçilmiştir. Mustafa Kemal çok önem verdiği milli egemenliğin temsilcisi olan Meclisin seçilmiş olan ilk sivil başkanıdır.

Mustafa Kemal Ziraat Mektebi’nde bir süre kaldıktan sonra, 1923 yılına kadar oturacağı ve çalışacağı Ankara Garında Almanların yaptığı bir yapıya geçer. Buraya “direksiyon binası,” denir. Alt katını çalışma, üst katını da ev olarak kullanır.

Aynı yıl Ankara eşrafından Bulgurluzade Mehmet Efendi Çankaya’da bir bağ evi satın alır. Mustafa Kemal Çankaya civarında oturmak istediğini söyler. Ankara Valisi Yahya Galip, onun isteğini dile getirip Bulgurluzade’den bağ evini satmasını ister. Satış formaliteleri tamamlandıktan sonra Mustafa Kemal artık Çankaya sakinlerinden birisi olur. Ama bunun için Ankaralının 1923 yılını beklemesi gerekir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışından ve Meclis Başkanının seçiminden sonra Kurtuluş Savaşı hazırlığına başlanır. Bu zamana kadar Mustafa Kemal ve Temsil Heyetinin kararları ile bu güne kadar gelindikten sonra tek karar yeri artık, Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.

“Bence meclis, sonra ordu Nadi Bey. Orduyu yapacak olan millet ve onun yerine Meclistir. Çünkü ordu demek yüz binlerce insan, milyonlarca insanın serveti demektir. Buna iki, üç şahıs karar veremez. Bunu ancak milletin karar ve kabulü meydana çıkarabilir.” Diyerek, meclisin varlığını ve gücünü vurgular.

Kurtuluş Savaşı’ndaki bütün savaşlar ilk TBMM tarafından yönetildiği için bu meclise “savaş meclisi” de denilmiştir.

TBMM’nin açılmasıyla Temsil heyetinin görevi sona ermiştir. / 23 Nisan 2020

https://www.kamanakhaber.com/wp-content/uploads/2020/06/REKLAM-ALANI.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.