Televizyon okuyup kitap seyreder hale geldik

05.05.2021
94
A+
A-

Maalesef televizyon okuyan ve kitap seyreden bir toplum haline geldik. Televizyondaki hangi kanalda hangi dizinin hangi saatte yayınlanacağını toplumun büyük bir bölümü ezbere biliyor ve izleyeceği dizinin yayınlanacağı saatte başka şeyle meşgul olmamak için diğer işlerini bitirerek o diziyi izlemeye hazır hale gelen insanlarımızın sayısı az değil. Fakat dizileri izleyenlere izledikleri dizinin senaryosunu kimin yazdığını, dizinin nerede ve ne zaman çekildiğini sorsanız, tamamına yakınından bu konuda hiçbir bilgilerinin olmadığını, esasen merak da etmediklerini duyarsınız.

İşte toplumun televizyonlara olan bu ilgisini bilenler televizyonun gücünün farkında olarak öyle algılar yaratıyorlar, öyle simülasyonlar yapıyorlar ki, şaşıp kalıyorsunuz. Televizyonların yaptıkları en önemli simülasyondan yani bir olayı yaşamadığınız halde sizi o olayı gerçekten yaşıyormuş ya da yaşamış gibi veya gerçekte o olayın mağduruymuş gibi gösteren algı yanılmalarından biri de bazı sorumsuz televizyon yayınları vasıtasıyla linç kültürünün toplumsal bir davranış haline getiriliyor olması…

Televizyonda yayınlanan dizinin veya filmin etkisinde kalan birçok insanın filmi izledikten sonra bile filmde beğenmediği karakter hakkında kötü sözler söylediğine, filmi izlerken oyuncuyla kavga ettiğine sık sık rastlıyoruz. Hatta izlediği bir film nedeniyle depresyona giren insanlar olduğunu bile duyuyoruz.

Tüm bu gelişmelerin bize öğretmesi gereken bir şeyler olduğunun farkına vararak, bir an önce televizyonun tutsağı olmaktan kurtulmak için çaba sarf etmemiz gerektiğini görmemiz gerekiyor.

Zira birçok televizyon yayını fark ettirmeden alışkanlıklarımızı, davranışlarımızı ve değerlerimizi değiştiriyor. İnsanları hırslı, sabırsız ve bencil hale getiriyor. Akşamları herkesi ayrı ayrı odalara göndererek aile yapısını ve dayanışmayı zayıflatıyor. Yalnızlaştırıyor.

Aile içinde sevginin yayılıp gelişmesine engel olduğu gibi sevginin üremesini de engelliyor. Akşamları bile aynı odada oturamayan ve yalnızlaşan aile bireyleri sevgi üretmekten ve sevgiyi yaymaktan uzaklaşınca sevginin karşıtı olan suçlama davranışı gelişiyor. İnsanlar birbirlerini anlamak ve sevmek yerine, daha kolay olan suçlamayı seçiyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  milli eğitimde N’oluyor?

Çünkü Peyami Safa’nın dediği gibi “Suçlamak, anlamaktan daha kolaydır. Anlarsan, değişmen gerekir.”  Değişmek için okumak, araştırmak, öğrenmek ve değerlendirmek gerekir. Kitap okuyup gerekiyorsa televizyon izlemek yerine, kolay olanı, televizyon okumayı ve kitap seyretmeyi alışkanlık haline getirdiğimizden, sadece televizyon okurken öğrendiklerimizle sosyal olayları ve bilimsel gelişmeleri anlamaya çalışıyoruz ki bu da doğru düşünüp iyi değerlendirme yapmamız için yeterli olmuyor.

Oysa insanlar olabildiğince sosyalleşmeli, yalnızlaşmak yerine bir arada yaşmaya özen göstermeli. Johonn Wolfgang van  Goethe‘nin dediği gibi “Sevgiye ve Tutkuya açık bir kalp kadar Dünya’da değerli bir şey yoktur.”

Biliyor musunuz? Şu salgın sürecinde bağışıklığımızın güçlenmesi için takviye gıdalardan, baldan, pekmezden çok başımızı yaslayacağımız omuzlara, bizi dinleyecek ve anlayacak dostlara ihtiyacımız var.

Televizyon izlemeye ise hiç ihtiyacımız yok.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.