DOLAR 7,8131
EURO 9,2706
ALTIN 483,384
BIST 1211,51
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kırşehir 21°C
Parçalı Bulutlu

Yaşar Şahin kimdir?

Mümtaz Boyacıoğlu
Mümtaz BOYACIOĞLU: Emekli öğretmen, Şair, Yazar ve Araştırmacı. Bu zamana kadar çok sayıda gazete ve dergide makaleleri yayınlandı. Kaman tarihi, kültürü ve yaşantısı üzerine çok fazla kaynak ve bilgiye sahip. Ülkemizdeki ilk Abdallar Derneği Kurucu Başkanı ve ilk defa Abdallar Festivalinin organize eden kişi. Yayınlanmış 4 adet kitabı mevcuttur.
10.06.2020
324
A+
A-

Yaşar Şahin’i bir kez daha tanıyalım

Yaşar Şahin’i bir kez daha tanıyalım

Her ne kadar gözleri bulanık görse de, Dağarcığına biriktirdiği kültür sermayesini, karşılıksız halkına sunan, Eğitimci,  Araştırmacı, Şair, Yazar’ı kendisinden dinleyelim…

Doğumdan başlayalım

“1947 yılında Kaman Orta mahallede doğdum. İlk ve ortaokulu Kaman’da okuduktan sonra, Kırşehir Öğretmen okulunu 1968 yılında bitirdim.

İlk Öğretmen olarak Kırşehir ili Çiçekdağı ilçesi Beşikli köyünde bir yıl çalıştım. Bu köyde, çalışmalarım sırasında ilk kez Zahide Türküsü ve öyküsü ile karşılaştım, hemen Zahide hakkında araştırmalarıma başladım.”

Zahidem konusunu biraz açalım.

Beşikli köyünde öğrenciler, gençler Zahidem türküsünü söylüyorlar.

Zahide de Orta Hacıahmetli köyünden. Zahidem türküsünün öyküsünü derleyerek gazete ve dergilerde yayınlattım. İşte tam bu sırada Zahidem türküsü ve öyküsü ile kendimi araştırma ve derleme kültürünün içinde buldum.Mustafa Uçar arkadaşımız Orta Hacıahmetli Köyünde çalışıyordu. Evinde misafir oldum, kendisinden faydalandım.

Çiçekdağın Orta Hacıahmetli Köyünden Arapoğlunun hikâyesi. Son dörtlüğü de aynen şöyle düşer,

 “Aslımı sorarsan Çiçekdağlıyım,

Felek vurdu kollarımdan bağlıyım.

Eğer beni sorup bilen olmazsa,

Orta HacıAhmetli den Arap oğluyum,” der.

Zahide ve Arapoğlu ile ilgili araştırmalarımı Bayram Bilge Toker’in radyo programında anlattım. Bu araştırmam, TRT’nin Ankara Rüzgarı programında, Bayram Bilge’nin aracılığı ile Serap Ezgü olduğu gibi tamamını okudu. Okudu ama orada bizden de bir kelime bile söz etmedi. Bu derlememin aslını ve tamamını bizim Sincan Derneği yayınladı, onlarda Sincan derneğinin araştırması diye. Fakat asıl ben bu araştırmamı Kaman gazetelerinde yayınladım.

Ders yılı sonrası er öğretmen olarak 4 ay askerlik yaptıktan sonra, Bingöl ili, Genç İlçesi Kayadibi köyünde 1969 / 1970 yıllarında bir yıl çalıştıktan sonra, Kırşehir ili Kaman ilçesi Tatık köyüne atandım. Tatık köyünde çalışırken deneyimli emekli öğretmen, İstiklal Savaşı Gazisi Ali Rıza Genç’ten de yararlanarak araştırmalarıma büyük bir bölümüne burada devam ettim. Onun anlattıkları da beni çok etkiledi.”

1975 /1978 yılları arasında Kaman Kargınmeşe köyünde,

1978 /1993 yılları arasında Kaman merkezde öğretmen olarak çalıştım. Bu yıllarda, daha önceki yaptığım araştırmalarımı mahalli gazetelerde yayınlamaya başladım. Bu arada yine boş durmayıp çevre köyleri gezerek, şiir yazan ve okuyanları tek, tek bulup, söyleşi yaparak, şiirlerini derledim.

1993 de emekli oldum. Bu ara gözlerimden rahatsız olmaya başladım.  Çevremdeki cisimleri karartı ve gölge gibi görerek küçük ayrıntıları ve yazıları görmede güçlük çekiyorum. Fakat çalışmalarımdan bir adım geri atmadım. Önceden derlediklerimin bir kısmını daha yazıya dökerken, yazıların satırları aşağı yukarı gelişi güzel gidiyor.

O yıllarda Kırşehir’de kitapçı Ali Baytok’da benim ilk şiirimi Filiz gazetesinde yayınlayarak beni bu işin içine itti.

Âşık Sayıt’tan da söz edelim biraz

Araştırmalarımda Rahmetli babaannemden de çok faydalandım. Bir şeyler Öğrendikçe niye, neden, nasıllara cevap arardım.

1957 yılında Âşık Sayıt’ın “Kızılırmak nettin allı gelini,” şiiri ile ilk yola çıktım diyebilirim. Okuduğum şiirlerin etkisi ile ara sıra şiir yazmaya da başladım.

Mustafa Kemal’in Kaman’a gelişi

Atatürk’ün Kaman’a gelişi ile ilgili belgeler, o günlerde yaşayan insanlardır. O günleri yaşamış ne kadar insana ulaşabilmişseniz o kadar belgeye ulaşmışınız demektir. 25 Aralık 1919 da Mustafa Kemal Atatürk ile Temsil Heyetinin Kaman’a geliş bilgilerinin çoğunu halkımızdan aldım.

Biliyorsunuz Atatürk Kaman’a gelince Bektaşoğlu Ali Çavuşun evinde kalıyor. Ali Çavuş’un, Kırşehir’de Müdafa-ı Hukuk Cemiyeti ile de ilişkisi var. Oradan aldığı haberleri anında Kaman’da halkımıza bildiriyor. Ali çavuş iki gün önceden Kaman’ın ileri gelenlerini odasına toplayıp iş bölümü yapıyor. “Mustafa Kemal ve Temsil Heyeti geliyor, odalarınızı açın. Nerede yatıp kalkacaklar, kimler misafir götürecek, misafirler iyi ağırlanacak, eksiksiz götürüp getirilecek, hayvanlarına iyi bakılacak,” gibi uyarılarda bulunuyor. Kadınlara çok özel görevler veriliyor. Tüm hazırlıklar başlatılıyor.

Köyümüzün dükkânlarının olduğu Meydana gelen Mustafa Kemal ve Temsil Heyeti coşku ile karşılanıyor. Bir konuşma yapan Mustafa Kemal’i alkışlayan halkımız, “Öl de ölelim Paşam,” diye sevinçlerini bildiriyorlar.

Mustafa Kemal ve Rıza Beyin Kaman’da buluşması

Temsil Heyeti gelmeden önce, Ali Fuat Cebesoy Paşa, daha önce gelerek bu güzergâhı inceliyor. Çevrenin ileri gelenleri ile görüşüp yolun güvenli olduğunu Temsil Heyetine bildiriyor.

Mustafa Kemal, o gün Kaman’a gelen Rıza Bey ile görüşüp özel bilgi alıyor. Rıza Bey, “paşam yola çıkabilirsiniz, her türlü tedbirleri aldık,” der. O zaman Keskin,  Kırşehir, Mucur ve Kaman Kuvay-ı Milliyecileri iş birliği halindedir.

Mustafa Kemal’in 2. Kez gelişi

2. Kez Mustafa Kemal Kırşehir’e giderken 1 Şubat günü sabaha karşı, arabaları Darıözü’nde çamura saplanıyor. Atatürk’ün arabasını çamurdan çıkarmak için bizim ve Kürecilerin camızları Darıözü’ne getirilir. Bunlar gelinceye kadar, Dedelerin Mustafa Ağa, çırakları ve camızları ile arabaları çamurdan çıkarırlar. Handa sabah kahvaltılarını yapan Mustafa Kemal ve arkadaşları öğleye yakın Kırşehir’e hareket ederler.

Gelelim  Dadaloğlu’na

Dadaloğlu’nun yaşamının son günlerini Kaman çevresinde yaşadığı söylentilerini inceleyerek, gerek kişisel, gerekse komisyonla çalışarak en önemli kanıt olan şiir ve tanıklardan aldığım bilgileri sunarak, Dadaloğlu’nun, Ziraat Tepesine anıt mezarının yapılmasına ve heykelinin dikilmesine katkıda bulundum.

Tatık Köyünde Ali Rıza Öğretmenim, Dadaloğlu’nu ve Türkmenleri araştırmama çok yardımcı oldu.

Yusuf Canpolat Beyin Kaman Belediye başkanlığı döneminde bir komisyon kuruldu. Bu komisyona beni de çağırdılar. Dadaloğlu hakkında inceleme ve araştırmalar yapıldı. Belli kişilerle görüşülüp araştırıldı. Bu araştırma sonucu Dadaloğlu’nun Kaman çevresinde yaşadığı tespit edildi. Ayrıca İl genel meclisi üyemiz Haydar Ali Kutlu, Bu konuyu valiliğe taşıdı. Valilikte alınan kararla bizleri destekledi.

Tutulan tutanaklarla Kültür Bakanlığına müracaat edildi. Bu başvuru sonrası Belediyemiz Dadaloğlu Anıt Mezarını yaptı. Kültür Bakanlığı da Ziyaret tepesine şimdiki heykelini yaptırdı. Ziyaret tepesinin adı da, Dadaloğlu Kültür Parkı olarak değiştirildi.

Belediye Kültür Müdürümüz Mehmet Atılgan’da bu çalışmalara katılarak araştırmalarına devam etti. Yüksel Gürbüztürk’ün arşivinden iki yeni Kaman şiirini bizlere kazandırdı.

Yüksel Gürbüztürk’ün iki şiirinden alınan birer dörtlük.

1. Şiir

Şu Kaman’ın dağlarına,

Selam verdim ağalarına,

Civan bir mert buyur etti,

Çardaklıca bağlarına.

2. Şiir

Dadaloğlu der ki, dağıldık bittik.

Gurbet ellerinde, perişan yok olduk

Atları sürüyü, söyleyin nettik?

Bomboş geldik şu Kaman’a, duydun mu?

Ayrıca Mehmet Atılgan, “Çukurovadan Kaman’a Dadaloğlu” isimli kitabını da Kaman’a kazandırdı.

Araştırma ve çalışma konularınız?

Araştırma, derleme bilgi birikimimi Kaman’da haftalık yayınlanan Kaman Ak Haber Gazetesinde, “Şiirimizde Kaman ve Kamanlı” başlığındaki köşemde 18 yıldır yayınlıyorum.

1- 25 Aralık 1919’da Mustafa Kemal Kaman’da,

2- Kaman Esintileri,

3- Kamanlı Şairler,

4 -Kamanlı Ağ Gelin, 

5- Kamanlı Dadaloğlu’nun bilinmeyen yaşamı şiirleri ve ölümü,

6-  Âşık Sayıt’ın yazılmayan şiirleri,

7- Kaman’da Batıl İnançlar,

8- Hayır ve Beddualarımız,

9-  Gelenek ve Göreneklerimiz,

10- Düğünlerimiz, Oyunlarımız ve Kına Türküleri,

11- Manilerimiz,

12- Deyimler ve Sözcükler,

13- Bilmece ve Tekerlemeler,

14- Ata Sözleri,

15- Ağıtlarımız ve Türkülerimiz

16- Kaman’dan kimler geldi, kimler geçti,

17- Zahidem Türküsünün Öyküsü,

18- Çiçekdağı, başlıklı yazılar yazdım.

Bu araştırmalarım Kaman Ak Haber Gazetesi’nin yanı sıra birçok dergi ve gazetelerde yayınlandı.  Sonuç olarak onlarca kitap olur bu derlemelerim.

Bu araştırmalarınızla kitap bastırmayı düşünmediniz mi?

Kitap bastırma çabam olmadı. Zaten bu konuda bir beklentim de yok. Yalnız bir kurum çıkarda bu araştırmaları kitap yapmak ister ve Yüksek Öğretim öğrencilerine burs verme gibi yararlı bir şekilde kullanmak isterlerse bütün kaynaklarımı seve seve veririm. Yazılarımdan faydalanarak, Kaman ve Kırşehir kültürünü yayanlara yardımcı olurum.

Bizler görevimizi yapıyoruz!

Evet, biz üstümüze düşen görevi fazlası ile yapıyoruz. Bu sesi kim duyacak? Öncelikle Belediye duyacak. Dernekler duyacak.

Bakın Ceviz derneğimiz var. Lokman Avşar’ı andık mı? Ne yaptık bunca emek veren ve Kaman cevizini dünyaya tanıtan bir bilim adamı için ne yaptık?

Cevize verdiği emek ve çalışmalarını ben şiirlerimde siz de şiir ve yazılarınızda yeteri kadar anlattık. Bizler görevimizi kendi ölçülerimizde yaparak basın aracılığı ile halkımıza ulaştırıyoruz. Gerisini kendileri bilir.

Değerli ağabeyim. Yükü taşıyan kaybolduğu zaman, yük de gidiyor zaten taşıyan da gidiyor. Lokman Avşar ne yaptı? Yükü taşıdı,yetiştirdi, aydınlattı, öğretti, her şeyi yaptı. Ama aramızdan ayrılınca her şey orada kaldı.

Araştırmada kaynak ve kişiler önemli!

Yıllarca yöremizin kültürünü derledim topladım. Kaman kültürü ile ilgili elimde kaynaklarım var. Toplanan belgelerim var. Ha bu arada hemen belirteyim; Araştırmayı kaynağında yaparsanız, daha gerçekçi olur. Kalıcı olur. Aksi halde kaybolur gider.

Bu işler halka inmekle olur. Halkı sevmekle olur. Yaptığın işi sevmekle olur. Halkın içinde yaşayıp göreceksin. Kendini halktan kopuk gördüğün zaman her şey unutulur. Biz öğretmen kökenliyiz. Halkın içindeyiz. Hiç bir zaman halktan kopmadık. Son yıllarda ben Kaman’da olmadığım halde Kaman’ı yaşıyorum. Benim amacım bu değerler kayıp olup gitmesin. Bu iş duygu işi, gönül işi, herkesten de aynı şeyler beklenemez.

Kışın Ankara’da, yazın Kaman’da yaşamımızı sürdürüp giderken, bu aralar torunların da tatlarını bir ayrı yaşıyoruz eşimle birlikte.

Sağlam gözlülere bir diyeceğiniz var mı?

Bir zamanlar eğri büğrü yazabildiğim yazılarımı ancak eşim çözer. Okunacak gazete, kitap ve dergileri bana okur. Yaptığım bu çalışmalarda bana katkılarını ve emeğini tarif edemem. Bu nedenle eşim benim gözüm, kulağım ve her şeyim. Kendisine teşekkürlerimi her zaman bir borç biliyorum.

Ayrıca basım için gönderdiğim bu yazılarımı çözümleyerek yazılmasında Kaman Ak Haber Gazetemizin de çok emeği var. Sizin aracılığınızla kendilerine teşekkürlerimi bildiririm.

Benim yalnızlığımı hissederek, böyle bir çalışmayla beni düşünerek, bu güne kadar yaptığım araştırma ve çalışmalarımı görerek, bir sıcak ortam yaratarak buralara kadar gelip beni onurlandırdınız. Gönlümü ve gözlerimi rahatlattınız. Size de teşekkür ediyorum.

Yaşar Şahin arkadaşımızı tekrar tanıdık.

Şimdi görev sırası bizde.

Bir ilde, ilçede, belde ve köylerde yetişen sanatçının çoğu kez kıymeti bilinmez. Bu sanatçı köy ve ilçelerde olursa, aklı evveller bu sanatçıların eserleri ile akıllarınca alay bile ederler. Yahu, bizim falancanın oğlu kitap bastırmış, filancanın kızı ressam olmuş, sporcu olmuş, müzisyen olmuş gibi küçümseyici sözler ile taciz edenler bile bulunur. Hatta dünya çapında çeşitli dallarda derece alan öğrenci ve bilim adamlarını basınıntanıtmadığı gibi, yakınları bile dudak bükerek küçümserler.

Bulunduğu yörede, sosyal etkinliklerde bir şiir okuyan, bir konuşma yapan veya başka dalda bir etkinlikte bulanan sanatçılarımız, en ucuzundan kırmızı renkli bir plaket veya bir teşekkür belgesi ile, güya ödüllendirilirler.

Bunların yanında sanatçısına sahip çıkan yöneticilerimiz de vardır. Fethiye Belediye Başkanı Behçet Saatçi, Fethiye’de yaşayan Üzüm köylü, Köy Enstitüsü mezunu, Araştırmacı, Şair ve Yazar Ünal Şöhret Dirlik Kütüphanesi’ni kurmuştur. 2015 yılında ziyaret ederek kitap hediye ettiğim kütüphanede beş binin üzerinde kitap olduğunu, her geçen gün sayının arttığını söylediler.

Araştırmacı, Şair ve Yazar Yaşar Şahin, hiçbir karşılık beklemeden, Kaman sevdası için yaptıkları çalışmalarını, didik didik araştırmalarını yukarıda yeteri kadar anlattı. Acaba bu anlattıkları ile Yaşar Şahin öğretmenimizi iyice tanıdık mı?

Daha ne yapsın?

Gözlerinden rahatsız olmasına rağmen, bu kadar özveri ile çalışan Yaşar Şahin arkadaşımızın bir parkta, bir caddede, bir sokakta, bir kütüphanede veya daha uygun bir yerde adını yaşarken görmesini, görmemizi Belediyemizden istiyoruz, bekliyoruz, takip ediyoruz.

Araştırmacı, Şair ve Yazar Yaşar Şahin arkadaşımızı tekrar yakından tanımak, Ahde vefa borcumu ödemek ve siz okurlarımla paylaşmak amacı ile bu mini söyleşiyi yaptım.

Sevgiler, saygılar. 7 Mayıs 2020

https://www.kamanakhaber.com/wp-content/uploads/2020/06/REKLAM-ALANI.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.